Pazartesi, Temmuz 09, 2007

Requiem for a dream

Şirket filtresinin http://www.requiemforadream.com/ sitesini "Eğlence" kategorisine alıp filtrelemesi ile başladı bu yazı. "İzleyenin moralini bozan, depresyona sokan, art arda gerçeklerin tokadını duygularımıza şaplatan filmi izlememişlermi la bu dıbıklar" diye düşündüm.

"Sinema eğlencedir" diye düşünmüşler heralde.

Güzel kızımız denizi izlerken esas oğlan da onu izler, ona ulaşmak ister. Aynen Dark City filminde de olduğu gibi, Jennifer Connelly ulaşılmaya çalışılan kız olmayı seviyor demek ki.

Bağımlılığın insana neler yaptırabileceğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Sahnelerle özdeşleşen müziği her duyulduğunda o pis ruh halini tekrar hatırlatıyor.

Pis ruh haline sokan, benzer etkili film olarak Old Boy'u gösterebilirim.

"Pis ruh hali de ne ola ki?" diyorsanız; böyle film bittikten sonra akan yazıları sonuna kadar izlemek zorunda kalmak, hatta ondan sonra bile bir müddet dona kalmak, bir daha izlemeyi aklından bile geçirmemek, kendini sevdiklerini filmdeki kişilerin yerine koyup iyice delirmeye bi' süre engel olamamak (akabinde "Allah düşmanımım başına vermesin" moduna girilip tahtaya vurulabilir), asabın bozulması, dışarı çıkıp temiz hava alma isteği...

Hiç yorum yok: