Salı, Ağustos 19, 2008

Hayat

Şerefsiz bir sevda bu. Hem istiyor, hem dışlıyor seni. Amacı sadece oyalamak, kafanı karıştırmak ve sonunda "nasıl oldu da sonlandı bu hayat" dedirtmek.
Tek amacımız varlığımızı unutmak, kendimize uğraş bulmak oluyor. Boş bulunsa düşünecek ve deli olacak ruhumuz, bir sorun yaratmalı ve onu çözmeye çalışmalı.
Aslında hepimiz aynı kişiyiz ve karşımızdakini sanıp kendimizi kandırıyoruz.

Şairin dediği gibi, sevda kokuyor ayaklar, umutla yıkıyoruz, çıkmıyor kokusu, boşvermişlik çorabını giyme vakti gelince unutuyoruz, nasıl başlamıştı herşey.
Büyük bir unutkanlık aslında yaptığımız. Her an, herşeyi unutmak ve anıya dönüşen zamanı izlemek. Sonra her an başka bir insanız aslında. Eski, ölen, yok olan, anı olan kendimizi anlamaya çalışıyoruz. Ne yaptı bu insan? Neden yaptı? Anlamıyoruz. Sonra yine anı oldu bak.

Saçmalamaya o kadar tutkuluyuz ki, mantıklıymış gibi geliyor. Kafamızın içinde, aslında dışında sandığımız herşey. Algıladığımız kadarı bizde olan. Ama bizdeki izdüşümü gerçek sanmak daha kolay.

Hiç yorum yok: